Monday, January 22, 2007

Küçük Şeylerin Tanrısı / Arundhati Roy







"Rahel ona hiç yazmadı. Yapılamayacak şeyler vardır; tıpkı insanın bir parçasına mektup yazması gibi. Kendi ayağına ya da saçlarına ya da yüreğine..."






Wednesday, January 10, 2007

O. Atay Atam döktürmüş vakti zamanında: "Üç korner bir penaltı..."


"Ne kadar acıyorum kendime; bu yüzden başkalarına acımaya fırsat bulamıyorum. Bütün acımamı kendime harcadım. Dilencilerden kaçıyorum. Biri yüzüme bakıp acıklı şeyler anlatacak diye titriyorum. İnsanlık dışı oldum. Yüzümü yerden kaldıramıyorum. İşim gücüm başkalarına haksızlık etmek. Bu yüzden tutunamayanların arasında hakkım olan yeri alamıyorum.Onlar için bir şeyler yapmak arzusuyla kıvranıyorum bir yandan. Tutunamayanlar için şarkılar yazmıştım bir zamanlar. Ne garip...Bende bir sureti bile yok yazdıklarımın. Kimse, kendine karşı bu kadar ihmalci değildir. Belki de iyi oldu. Bir süzgeçten geçirmek gerekirdi yazdıklarımı: bir sürü karalama. Yazdıklarıma bir baktım ki durmadan kendimi anlatmışım. Kimseye okumadığım isabet oldu. Süleyman Kargı işin içindeydi, hep benim yanımdaydı. İnsanlar bir işin içinde olunca sevgi duyarlar yapılanlara. Başkası okusaydı pişman olurdum yazdığım için. Kendimi de düşünmemişim ki yazarken, bir kenarda saklamayı akıl edemedim onları. Süleyman Kargı da kaybetmiştir inşallah. Fotoğraf albümüm de kaybolur inşallah. Ben de inşallah öldüğüm gün unutulurum. Buna hakkım olmalı hiç olmazsa, hiç olmazsa "istediği gibi yaşayamadı ama istediği gibi öldü, istediği gibi öldü, istediği gibi unutuldu " kabilinden soğuk bir söz ederler arkamdan. Tutunamayanların arasında bile yeri yoktu derler...O kim, tutunamamak kim derler...Gerçek tutunamayanlara saygım büyüktür. Onları bir ansiklopedide toplamak isterdim. Türk Tutunamayanları Ansiklopedisi. On iki fasikül bir cilt. On iki ciltte tamamlanacaktır. Üç fasikül bir harf. Üç harf bir kelime. Üç korner bir penaltı..."


* Fotoğraf İbrahim Göğen'den.