Friday, June 30, 2006

üvey, zemheri gözler üvey
yer gök dört duvar sağır ağır ağır
ah dar sokak vurgunları
kaldırın düşenleri ağır ağır düşmedim daha
ayaz vur vuracaksan hiç utanmadan
ey talih sen de dön döneceksen
gecen günün beni neden tanımadı
elin kolun beni nasıl saramadı
o bendeki canı henüz yoramadı, ooof of
Çabuk sön yetim yıldız dal derinlere
kıyamet sende kop kopacaksan

Tuesday, June 27, 2006


"Kim gizliyor olumlu tarhanayı sevimli ifritlerden?"

"İnsanları genelde yalan sölediklerinde dinlemeyi severim, olmak istedikleri ama olamadıkları insanı anlatırlar."

"Karıncalar bilmeden severler"

"Neden ben de sizin gibi olamıyorum? bir ben miyim böyle düşünen? bir ben miyim yalnız ? "

"Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dili konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?"

"Dünyada hepimiz sallantılı,korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi.Uzanır tutunurlar.Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanalar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez."


Yusuf Atılgan

(Bknz. bir tutungaç (!) olarak blog??)

Friday, June 16, 2006

Değişik telaşlar yaşanıyor. Bunların telaş olabileceğini hiç düşünmediğim.
Ve riskin cazibesine kapılıp gitmemek nekadar da zor. Kontrolü elinde tutmak istememek nekadar sempatik. Akıp gitsin zaman demek, yaşayalım görelim demek en gerçekçisi belki. (Aman açık kapı bırak, kesin konuşma)

Hesap kitap ise ayıp gibi zihinlerde, nedense... Ayıp dağarcığım mı geniş acep?

Denizi özlüyorum yine. Ne kadar kopuk bir yazım bu böyle. Resimde alakasız oldu. Esinti tanrıçasına dileniyorum. Gözlerim kapanıyor, sevgilimin yanında oluveriyorum. Oh diyor kalbim: şöyle yola gel, söz dinle! Ah
Orhan Abi, nasıl güzel eylemişsin öyle.. Helal!

Tuesday, June 13, 2006

"Önemli bir bilimsel gerçeğe varmış Galilei, bu gercek yaşamını tehlikeye sokar sokmaz, büyük bir rahatlıkla dönüverdi ondan. Bir bakıma iyi de etti. Uğruna yakılıp ölmeye değmezdi bu gerçek. Dünya mı güneşin çevresinde döner, güneş mi dünyanın. Hiç mi hiç önemi yok bunun. Kısacası değersiz bir sorun. Buna karşılık yaşamın yaşanmaya değmediği düşüncesine vardıkları için ölen nice insanlar görüyorum"

A.Camus / Sisifos Söyleni